-
Merve ŞENTURAN
Tarih: 28-09-2020 17:01:00
Güncelleme: 21-09-2020 17:15:00
Doğa tüm güzelliklerini, mükemmel mimarisini, sıra dışı özellikleri barındıran canlı unsurları ile gözler önüne sermekte. Asıl olay bunu insanoğlunun tüm bunların farkına varabilmesindedir. Bu da ancak ve ancak canlıları ve doğal olayları farklı bakış açıları ile gözlemleyerek bilimsel süreç basamaklarını tek tek izleyip süzgeçten geçirirken hayal gücünün sınırlarını zorlamak ile mümkün olabilir.
Doğadan ilham almak olarak ifade edilebilecek olan biyomimikri tam da bu sırada devreye girmektedir. Biyomimikri daha açık bir ifadeyle doğada bulunan unsur ya da unsurlardan esinlenerek insanların ihtiyaçlarına yanıt olabilecek buluşların meydana getirilmesi veya var olanların iyileştirilmesidir. Biyomimikrinin (özellikle teknoloji veya mimari alanında) uygulandığı pek çok inovasyon örneği bulunmaktadır. Burada birkaç ilginç tasarıma yer vermek istiyorum.
Bunlardan bir tanesi Ostraciidae familyasına ait olan sarı kutu balığı (Ostracion cubicus)’nın vücudunun aerodinamik ve hidrodinamik özelliklerinden yararlanılarak enerji açısından çok daha verimli otomobilin üretilmesidir. Üretilen otomobilde % 20 yakıt tasarrufu sağlanmaktadır. Sarı kutu balığının vücudu adını aldığı kutuya benzemektedir. Sert ve pürüzlü gerektiğinde salınabilen çıkıntıları sayesinde mükemmel hareket ve manevra kabiliyetlerini keşfeden bilim insanları bunu oldukça yaygın olarak kullanılan otomobillerin tasarımına entegre ederek hareket halindeki otomobilin hava ile olan sürtünme katsayısını yalnızca aerodinamik yapı ile indirgemeyi başarmışlardır.
.png)
Göze çarpan uyarlamalardan biri de mayoları ile ünlü bir firmanın “fastskin” isimi mayo tasarımında köpekbalıklarının derisinden yararlanmalarıdır. Bir elektron mikroskppisi görüntüsü incelendiğinde köpekbalığının derisinde dermal dişçikler denilen diş benzeri pulların olduğu görülür. Bu dermal dişçiklerin görevi köpekbalıklarının hareket sırasında sudaki sürtünmesini azaltarak hızlı hareket etmesini sağlamaktır. Tasarlanan mayo da bundan esinlenerek üretilmiştir.

.jpg)
Lotus çiçeği, yapraklarında bulunan bir özelliği ile başka ilginç bir biyotaklit olarak karşımıza çıkıyor. Almanya’da bulunan Bonn Üniversitesi’nde botanik alanında uzman olan bir araştırmacı tarafından Lotus çiçeğinin yaprağının doğal olarak kendi kendini temizleme ve su itici özelliği olduğunu keşfetmesi ve buna lotus etkisi adını vermesinin ardından biyobenzetim ile tekstil, boya ve cam gibi ürünlerin nanoteknolojisinin de temelini oluşturdu. Hatta yüksek binaların dış cephelerinin temizlenmesi problemlerine nispeten çözüm getirdi. Bir Alman şirketi beş yıl boyunca deterjana ihtiyaç duyulmadan binanın kendisini temiz tutacağı garantisini verdiği bir dış cephe kaplaması geliştirdi.

Yusufçuklar helikopterlerin, termit kuleler Eastgate Merkezi’nin, yalıçapkını Japon trenlerinin, yılanların iskeleti ve arıların petekleri mimaride binaların iç yapısını ya da dayanıklılığını sağlayan temellerin tasarımında ilham kaynağı olmuştur. Bu örnekler daha da çoğaltılabilir.
Henüz ondan öğreneceğimiz çok şey var…
İşte tam da bu sebeple doğanın gücüne inanalım ve ona sahip çıkalım!
KAYNAKLAR::
Chowdhury, H., Islam, R., , M., Zaid,M., Loganathan B., Alam F. (2019). Design of an energy efficient car by biomimicry of a boxfish. Energy Procedia, 160 40-44.
Ian K. Bartol, Malcolm S. Gordon, Morteza Gharib, Jay R. Hove, Paul W. Webb, Daniel Weihs, (2002). Sert gövdeli, Çok tahrikli Boxfishes Kabuklarının Çevresindeki Akış Modelleri (Teleostei: Ostraciidae), Bütünleyici ve Karşılaştırmalı Biyoloji, 42, (5) 971–980, https://doi.org/10.1093/icb/42.5.971
GENÇ, Melda. Doğa, Sanat ve Biyomimetik Bilim, Sanatta Yeterlik Çalışması Raporu, Ankara, 2013.
Altun, Ş. (2019). Doğanın inovasyonu. Hümanist, 2. Baskı, İstanbul.