-
Merve ŞENTURAN
Tarih: 27-04-2021 21:06:00
Güncelleme: 27-04-2021 12:54:00
HAVANIN MODUNU DEĞİŞTİRİYORUZ:
Doğal su kaynaklarının giderek azalması, küresel ısınma nedeniyle doğal yağışların azalması gibi etmenlerin sonucu olarak su kıtlığı son yıllarda sıkça gündeme gelen önemli bir konudur. Su kıtlığına çözüm bulmak için var olan su kaynaklarının korunması amacıyla bilindik pek çok çalışma yapılmaktadır ancak insan nüfusunun artışı ile tarımsal, hayvansal ve endüstriyel faaliyetlerin hız kazanması sebebiyle kullanılan su miktarı gün geçtikçe arttığından hali hazırda çok da başarılı sonuç elde edilememiştir. Bilim insanları bu konuya farklı bir bakış açısı ile yaklaşarak yapay olarak yağmur yağdırmayı hedeflemişlerdir.

İlk hava modifikasyon çalışmaları 1881 yılında ABD’de patlamalar yoluyla yağmur oluşturulması için fon bulunması ile başlamıştır fakat denen yöntemler başarısız kabul edilmiştir. Bunun üzerine 1900‘ lü yıllarda farklı ülkelerde ayrı ayrı denemeler yapılsa da yine başarı sağlanamamıştır. 1940’ lı yıllarda ABD’deki General Electric firması laboratuvarlarında bulut oluşumu ve yapısı incelenirken bulut tohumlama yöntemi ya da diğer ismiyle yağmur bombası yöntemi keşfedilmiştir. Bu yöntem daha sonra yağış miktarını artırma, sisleri dağıtma, kasırgaları ve fırtınaları hafifletme, gök gürültüsü, şimşek ve doluyu azaltmada kullanıldı ve günümüzde de kullanılmaya devam etmektedir. Bu yöntemin esasını daha iyi anlayabilmek için öncelikle bulutta yağmur oluşumunu izah edelim.
Bulutta yağmur damlalarının oluşması Bergeron-Findeisen teorisi denilen bir teori ile de açıklanmaktadır. Bu teoriye göre, buz kristalleri olmadan yağış olmaz. (Ancak daha sonra yapılan araştırmalar bazı bulutlarda buz kristalleri olmadan da yağış meydana geldiğini ortaya koymuştur. Bu tip yağışlar daha çok okyanus üzerinde oluşan kümülüs tipi bulutlarda meydana gelmektedir).
Bergeron ve Findesien teorisine göre; içinde buz ve su bulunan ve ortam sıcaklıkları eşit olan ayrı iki ortamda, buzun buhar basıncı, suyun buhar basıncından daha azdır. Aynı ortamda su ve buz bulunması durumunda buza göre havanın nemi %100 doymuş halde iken, suya göre havanın nemi doymamıştır. Buna bağlı olarak su için yoğunlaşma başlamamasına rağmen buz kristalleri üzerinde yoğunlaşma devam eder. Buz kristalleri büyümeye devam ettikçe bulut damlacıkları da buharlaşmaya başlar ve öylece büyüyen kristaller yağış olarak düşmeye başlar. Yağış olarak düşerken diğerleriyle birleşerek daha iri bir hal alan kristaller, eğer düşme esnasında bulutun altındaki hava bu buzu eritecek kadar ılıksa yağmur olarak, ılık değilse dolu veya kar olarak düşer.
Devamı haftaya ...